yeni bir insanla tanışmaya üşenmek

al işte bitiyor. şimdi git, yeni biriyle tanışmaya çalış, olmasın, çok çalış ve bir şekilde tanış. ona daha önce anlattığın komik anıları bir daha anlat, çok sevdiğin anıları bir daha anlat. kendini çok düzgün onun hayatına saygılı biri gibi göster, samimiyet duvarı yıkılana kadar sofra adabına uygun yemek yemeye dikkat et. “dur fazla arayıp sormayayım da eskisinde olduğu gibi yüz göz olmayayım” diye düşün, sonra çok ara, hep ara, cebi kapalıysa kıllanıp evden ara. ilişkinin başında kıllandığın adam isimlerini, ilk kavgada yüzüne çarp, onu bütün arkadaşlarından soğutmaya çalış, kendi arkadaşlarının ne kadar süper insanlar olduğunu anlat. dayanamasın, ayrılmak istesin, debelen dur, yeniden süper bir ilişkiniz olacağını anlatarak bir sürü söz ver. insan olduğun için tutama, yeniden kavga çıksın. ayrılmaya karar versin. kim uğraşacak. yok artık valla ben gelemem bu kadar külfete.
entry 47486860

Özgürlük.

Kızın önünde boş kahve fincanı var. Adamın önünde 50lik bira. Adam konuştukca konuşuyor. Kominist parti, işçi sınıfı, iktidar, kadına şiddet, hayvan hakları… Adamın ağzından bu çümleler dökülüyordu. Kızcağız yarı sıkılmış yarı hayran hayran bakıyordu adama. Sanırım ilk buluşmaları, tahminen ve tecrübelerime dayanarak son buluşmaları olduğuna iddaya girebilirim. Oturmuş laf dinliyorum ben de. Bak hala kominist parti diyor. Müzikleri güzelmiş barın. İlk defa geldim. Yıllardır önünden geçiyorum. Hep dikkatimi çekmiştir. Ama “neyi, nasıl” içtiğimi bilen mekanları değiştirmeyi hiç düşünmemişimdir. Ama bu gün farklı. İyileşme sürecindeyim. ve psikiyatrımın yanından geliyorum. Bu gün bir şey yapmadık. Bir şey yapmamak da gerekir bazen. Güzel oluyor, deneyin mutlaka. Caddeye bakan güzel bir balkonu var buranın. Hoş, beğendim.
Adamın anlattıklarından ben şiştim. Kız hala oturuyor. Bir keresinde buraya oturmaya niyetlenmiştim. Ama istememişti buraya oturmayı. Mahir Çayan, Deniz Gezmiş… Hala konuşuyor. İkinci birasını söyledi adam, kızın fincanı hala boş.
O zamanlar da şu anda içinde bulunduğum psikolojiye yakın bir durumdaydım. Ama onunlaydım. Barışmak için değil de, durum tespiti yapmak ve tamamen bitirmek için buluşmuştuk. Zor günlerdi. Sonrasında barıştık tabi ama uzun sürmedi. Uzun sürmedi dediğime bakma, bir buçuk yıl sonra gene ayrıldık. Şu anda içinde bulunduğum duruma düşmemek için barıştık sanırım. Özgürlük, sosyalizm, millet. Adam çok konuşuyor. İki duble rakı, iki fincan çay ve bir şişe bira… Bunca şeyi içtikten sonra, bu adamın şişirmece cümleleri ve kızın çaresizliği. Yeni bir ilişkiye hazır değilim. Adamın tek kelimesine katılıyorum. “Özgürlük”.

7 Şubat 2015 Kadıköy

Uyku

Hani iş yerinde uyursun ya bazen. Tam o esnada patron girer odaya. Ama sen o esnada rüyanda ölmüş babanı görmektesindir. Bilirsin rüya olduğunu ama uyanmak istemezsin. Patron gördü mü görmedi mi, bir şey der mi demez mi?” soru işaretleri içerisindesindir ama uyanmak istemezsin. Sesini duyarsın o anda, bilirsin rüya olduğunu ama uyanmak istemezsin. Öyle işte…

KEREM GİBİ

hava kurşun gibi ağır
bağır bağır bağır bağırıyorum….
koşun kurşun eritmeğe çağırıyorum…

o diyor ki bana:
—sen kendi sesinle kül olursun ey!
kerem gibi yana yana…
dert çok, hemdert yok
yüreklerin kulakları sağır…
hava kurşun gibi ağır…

ben diyorum ki ona:
—kül olayım kerem gibi yana yana.
ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..

hava toprak gibi gebe.
hava kurşun gibi ağır.
bağır bağır bağır bağırıyorum.
koşun kurşun eritmeğe çağırıyorum…..

HOŞGELDİN KADINIM

HOŞGELDİN KADINIM

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını basdın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam…
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.

Kediler Devrimcidir.

Uzun zamandır kafamda bu cümle. Kediler devrimcidir, direnişçidir. Hayatımıza bir anda girerler ve kocaman bir devrim yaparlar. Bütün düzenimiz onların istek ve ihtiyaçlarına göre değişir. Sırtına tırmanmayı ve omzunda oturmayı sevdikleri için yaz sıcağında kalın şeyler giymek zorunda kalırsınız mesela. Sırf tırnakları canınızı yakmasın diye yaparsınız bunu. Çünkü onu bu huyundan vazgeçiremezsiniz. Direnirler. Direne direne kazanırlar bu haklarını. Kış ortasında sokakta gebedir. Yaşamak için direnir. Tek başına doğurur o soğukta ve sokağın zorlu şartlarında. Kendisini ve yavrularını yaşatmaya çalışır tek başına. Yaşamak için direnir. Kimileri sahip çıkar, kimileri istemezler çevrede. Yaşam haklarını hiçe sayıp sürgün ederler zar zor buldukları sığınaklarından. Hasta olurlar sokaklarda. Yaşamak için direnirler. Seslerini duyurmak için avaz avaz bağırırlar. Yardım isterler. Yardım edersin, gene bütün yükü onlar çeker. Sırf bize yük olmamak için. Direnirler. Yaşamak için direnirler.

Kediler devrimcidir, direnişçidir. Özgürlüklerine düşkünlerdir. Sırf siz seviyorsunuz diye kendilerini maskara-soytarı yapmazlar. İstedikleri zaman istedikleri şekilde sevdirirler kendilerini. Öyle sizin aldığınız oyuncakla oynamazlar. Sigara paketini büzüştürürsünüz, onunla çılgınlar gibi eğlenirler. Sizin paraya kıyıp aldığınız o “çok güzel” oyuncakla oynamazlar. İstemezler onları. Sizin zevklerinize saygılıdırlar ama kendi bildiklerini yaparlar. Seçicidirler. Öyle her mamayı yemezler. İlla “kuzu etli” mama isterler. Keyiflerine düşkündürler. En zor en kötü zamanlarında bile keyfini çıkartacakları bir şey bulurlar. Tek istedikleri huzurdur.

Kediler devrimcidir, direnişçidir, araştırmacıdır. Meraklıdırlar bilime. Bizim tabirimizle çamaşır makinesi, onların tabiriyle ufo. Kapağı açıkken içine girebiliyor ve araştırma yapabiliyorlar. Kapağı kapanıp üstündeki düğmelere basıldığında neler olup bittiğini anlayamadığı bir alete dönüşüyor. Her şeyi sorgularlar, araştırırlar incelerler. Ne olduğunu anladıklarında da onunla oynayıp oynayamayacaklarına karar verirler. Ama önce ne olduğunu bilmeleri gerekmektedir.

Kediler devrimcidir, direnişçidir. Hayatınıza girerler ve kocaman bir devrim yaparlar. Bunu da direne direne yaparlar. Size, ona nasıl davranmanız gerektiğini öğretirler. İsteklerini anlatırlar. Bir bakmışsınız bütün dünyanız o oluvermiş. Size yoldaş olmuş. Sizinle beraber devrim yapmış.

Kediler devrimcidir, direnişçidir. Hayat bu. Zamansız giderler bazen. En çok da bu koyar o zaman. Geldiği günü hatırlarsınız. Yaptığı şeyleri anımsarsınız. Koşup koşup kucağınıza atlamasını anımsarsınız. Onun için yaptığınız devrimleri, direnişleri, fedakarlıkları anımsarsınız. Gittikleri yerde sınırsız en sevdiği mamalar var, uyuyabilecekleri en rahat yerler var, hiç kirlenmeyen kumlar var. hepsi sınırsız. Bir sürü arkadaş var orada. İstediğinle dilediğin kadar oynayabilirsin. En çok sevdiğin oyuncaklar var. Sürekli sallanan ipler var. Hiç bir zaman nereden geldiğini bilmediğin o kırmızı nokta var gene kovalayıp yakalamaya çalışasın diye. Yakalarsan haber ver ne olduğunu. Biz de çok merak ediyoruz ne olduğunu.

Alex. Gittiğin yerde yanlız değilsin. Orada Myra var. Senden kıdemli ama gene de küçücük bir yavru daha. Sana yol gösterir. Sen onun büyüğüsün. Koru ve kolla onu. Seni gıyabında tanıyorum. Ama seni çok seven yoldaşını tanıyorum. Sen devrim yolunda verdiğimiz şehidimizsin. Devrim şehitleri ölümsüzdür.

BEN BİR MÜREKKEP BALIĞIYIM

Nereye gidiyor bu yazdigimiz kodlar. Ne işe yariyor bu yazdigimiz kodlar. Bu gune kadar milyon satir (abartisiz) kod yazdim.
Sahi, nerede bu kodlar. Sistem basit. Yazilan kod farklı. Yapilan is ayni. Echo ya da print. Ekrana basiliyor mu?
php javascript css html xml json server linux. Laan adamlar zaten nasil yazman gerektigini dokümantasyonla soyluyorlar sana.
Hepsinin hazir derlenmis “framework” denen zikkimlari var. Is daha da kolay. Bu ego neden.
Yaptığım işi küçümsemiyorum ama o kadar da buyutmuyorum. Alt tarafi “nasil yazmam gerektiini bildigim” kodlari uygun bir sekilde yaziyorum.
bir makale hazirlamayi ve onu paylaşmayı ben de cok isterdim ama o yetenek yok bende. Asil yaratıcılık burada.
Benim yazdığım kodlarda edebi bir değer yok. Ama yazdığım kodlar sayesinde “internette” edebi degeri olan makaleler yaziliyor.
işin zevki burada ortaya cikiyor. Benim yazdigim kodlar sayesinde yapilmis bir makale binlerce insana ulasiyor.
Ve bu binlerce insan yapilmis bir makale hakkinda yorumlarini gene benim yazmis oldugum kodlar sayesinde degerlendirip yorumlarini yapiyorlar
Ben modern zamanlarin matbaasiyim. Lorem ipsum’a saygi beyler.
Ben murekkep yalamadim. Ben murekkep baligiyim. Benden milyonlarca var.