Özgürlük.

Kızın önünde boş kahve fincanı var. Adamın önünde 50lik bira. Adam konuştukca konuşuyor. Kominist parti, işçi sınıfı, iktidar, kadına şiddet, hayvan hakları… Adamın ağzından bu çümleler dökülüyordu. Kızcağız yarı sıkılmış yarı hayran hayran bakıyordu adama. Sanırım ilk buluşmaları, tahminen ve tecrübelerime dayanarak son buluşmaları olduğuna iddaya girebilirim. Oturmuş laf dinliyorum ben de. Bak hala kominist parti diyor. Müzikleri güzelmiş barın. İlk defa geldim. Yıllardır önünden geçiyorum. Hep dikkatimi çekmiştir. Ama “neyi, nasıl” içtiğimi bilen mekanları değiştirmeyi hiç düşünmemişimdir. Ama bu gün farklı. İyileşme sürecindeyim. ve psikiyatrımın yanından geliyorum. Bu gün bir şey yapmadık. Bir şey yapmamak da gerekir bazen. Güzel oluyor, deneyin mutlaka. Caddeye bakan güzel bir balkonu var buranın. Hoş, beğendim.
Adamın anlattıklarından ben şiştim. Kız hala oturuyor. Bir keresinde buraya oturmaya niyetlenmiştim. Ama istememişti buraya oturmayı. Mahir Çayan, Deniz Gezmiş… Hala konuşuyor. İkinci birasını söyledi adam, kızın fincanı hala boş.
O zamanlar da şu anda içinde bulunduğum psikolojiye yakın bir durumdaydım. Ama onunlaydım. Barışmak için değil de, durum tespiti yapmak ve tamamen bitirmek için buluşmuştuk. Zor günlerdi. Sonrasında barıştık tabi ama uzun sürmedi. Uzun sürmedi dediğime bakma, bir buçuk yıl sonra gene ayrıldık. Şu anda içinde bulunduğum duruma düşmemek için barıştık sanırım. Özgürlük, sosyalizm, millet. Adam çok konuşuyor. İki duble rakı, iki fincan çay ve bir şişe bira… Bunca şeyi içtikten sonra, bu adamın şişirmece cümleleri ve kızın çaresizliği. Yeni bir ilişkiye hazır değilim. Adamın tek kelimesine katılıyorum. “Özgürlük”.

7 Şubat 2015 Kadıköy